Ne ses istiyorum ne de bir cümle...
Sadece ben varım,varmışım anlıyorum. Ve şimdi daha iyi biliyorum.Biribirinin aynı olan sahneler perdeleniyor hayatımda...Tiyatro güzeldir.Ama tiyatro senaryodur,kurgudur.Benimki fazla gerçekçi olmadı mı ? Perdeleri kapatsak mı? Ben sıkıldım bu sahneden... İnmek istiyorum.Şu sahne tozunu ben fazlaca yuttum... Başlarda tatlı geldi ama şimdi acımsı tatlar bırakıyor dilimde. Su içmek fayda etmiyor bu tadı geçirmeye... Yazdığım cümleler teselli bulmuyor artık adresi olmayan avare olmuş sevinçlerimde... Acı çekiyor her bir zerrem,kıvranıyor cümleler kırışmış sayfalarımda...Neyin bedeli bu? Senaryoda yok bunlar... Nerde benim repliğim? Ne söyleyecektim sen geldiğinde? Unuttum... Aklıma gelenler,dilime giden yolu bulamadı... Nerdeler mi? Sorma bana,bende bilmiyorum... Bıraktım zaten hepsini.... Varsın hepsi kayıp olsunlar...Dilimdeki acı tadı bilmesinler... Acı büyütür insanı.. Bende büyüdüm,hala da büyüyorum. Ama batıyorum amaçsızca.... Çırpınıyorum da batarken,bu bana sadece zaman kazandırıyor... Ne derin Allah'ım bu yer... Dibi yok hala görünürde.... Nereye bu yolculuğum? Hani son durak nerde? Kim hazırladı bu sahneyi? Bulamıyorum kapıyı! Sen! Çekil önümden artık,göremiyorum yolumu... Yanımda yürüyemiyorsun,bana yol göstermiyorsun... Yalvarırım çekil,bari kalan son aklımla,son gücümle bulayım yolumu... Ne ses istiyorum ne de bir cümle.. Sus bu yüzden sakın konuşma... Yol gösterme bana! Elimi tut götür... Bu sahne böyle miydi? Hatırlamıyorum... Hatırlatır mısın bana? Kaybetmeye yüz tutmuş kayıp sevinçlerime sahip çıkar mısın? Biliyor musun ben bulamıyorum... Sen bulabiliyor musun her kayıp sevincini? Yoksa sen hep mi mutlusun? Belli,sen yutmamışsın sahne tozunu.. Çok belli. Mutluluk nedir ki dostum? Sen bana acıdan haber ver??? Acı çek ki,büyüyesin... Sen daha çocuksun... Acıyı tanımamış hiçbir zerren! Bana anlatma mutluluk hikayelerini,sözümona mücadele eden içten içe umutsuz hikaye ve kahramanlarını... Ben büyüdüm çocuk...Masallarını unuttum... Sen sihir ol en iyisi... Ben yaşayan bir ölü,dokundur sihirli değneğini,hadi dirilt beni! Ama dur çocuk,elini kalbine koy,ordakiler varabilmişse diline, o zaman tut elimi... yap sihirini... Ama varamıyorsa kalbindekiler diline.. Bırak kalsın... Bırak... Ben büyüdüm çocuk... büyüdüm... Bu yüzden ne bir ses istiyorum ne de bir cümle...
(alıntıdır)
nasılsın genç adam?
geride bıraktığımız zaman zarfında iki tiyatro oyuncusu arkadaşla tanıştım, seni de tanıştırmak isterim...
teşekkür ederrim efendim iç güveysinden hallice.her zaman efendim ne zaman isterseniz.
çam agacım benim
sosyomat seni dike dike oluşmuş bi topluluktur ..fark ağacım benim
oyyyyyyyyy kurbannnnnnn.)
sen beni unuttun sanmıştım:)
aşşşşşşşşşşşşşşşşkollllllllll
peeeeeeh o nası söz öle be
duymamış olayım
uğramaz oldun artık buralara....
en özeli benim biliom rahat olsen :)
sen uyu uyu uyu.. duyma beni... göreme beni... ah kuzucum görüşelim, vah kuzucum görüşelim dedin dedin.. geldim.. uyumuşsun.. :(
ahh seni ne yapmalı bilemedim ki... ara ara ara bir hal oldum kuzucum.. ne çok da göresim vardı.. kısmet işte..
dedim halbuki, pazartesi geleceğim diye.. aklın nerelerde kuzucum senin :)))) buram buram hasret kokularıyla kaldım öyle... ne yapalım biraz daha hasretlik çekeriz artık..
öperim gözlerinden canım
kuzum rüyalarıma konuk eyledım senı ben bu gece=)))umuyorum ıyısındır özledım..amma yıne gorusemedık:(
Yitirilen!!!
Ola ki yürürüm bir başka aşka
ya da yürürüm mavi olmayan bir gülüşe
unutma ki tek aşk olduğum sensin
âşık olduğum değil.
Karanlıkla süzülüyor içime yıkım
dur diyorum yıkılıyorum
uçurumları başucuma koyuyorum sonra
okşuyorum saçlarını rüzgarda
sıcak ılık bir koku siniyor yüreğime
gitme diyorum gitme düşüyorum
sonra beni soruyorlar bana
tanımıyorum diyorum daha hiç karşılaşmadık
aynı çizgide bilge susu mu dinliyorlar ben sustukça
yazık bir çığlığın doğuşu gibi ölüyorlar
önce bir bir sonra hepsi
sonra mı bir ben kalıyorum bir de yalnızlık
uçurumlar yıkımlar ben ve yalnızlık.
Zorlu bir savaşın unutulmuş cesetleri gibi yatıyoruz yan yana
öpüşüyoruz sevişiyoruz da hatta
her şey oyunun yasaklarına uygun bir yasak oluyor sonra
tek umudumuzu göğe gelin ediyoruz telli kanlı düğün işte.
Üşüyor saçlar biliyorum dargın mısın
bu baharda mayısa bıraktığım gibi misin hala
vurulmuş çocuk gibi büyümemiş yüreğinde hüzün
hala kaçıyor musun gözlerini bırakarak birilerinde
hala ellerinden tutup sevgileri dipsiz kuyuya salıyor musun ağlayarak
küçücük bir dokunuşla son sevilen olabiliyor musun
kendin kadar aklımdasın.
Hala öyle savruk bir gök
hala öyle yerini yurdunu bulamamış bir mavi
ve aşkını şaşırmış bir tanrı.
Çoğalan sızısıyla mutlu bir yara.
Öyle misin mavi gözlü sarı saçlı yoldaşım
öyle bıraktığım gibi misin
gerçeği yakmada hala usta mısın
yoksa çırak mı yanarken yalanda
saçlarıma dolanan aydınlığımsın
somutlaştıramadığım tek imgemsin şiirede
anlattıkça eksilen tek anlam
anlattıkça eksilen tek anlam.
Hala bıraktığım gibi misin.
Yoksa beni bıraktığın gibi mi
kaç mevsimsiz kar düştü toprağıma.
Kaç mevsimsiz kar düştü benim toprağıma.
Hala bıraktığım gibi misin.
umut altınçağ
oy benım canım oy benım erenım oy benım kuzum oy oyyyy=))hasta olmusda ha ıstanbullarda kuzusu ona cay corba aş pişirmez mı hee soyleyın a dostlar=))canım benım gorusuruz ıı olman dılegıyle agız tadı dılıyorum sana emı=)
ölmeyeceğiz değil mi?
ÇİÇEKLERİ UMUDUMUZUN
Çok olun, çocuklar, çok olun,
yüzlerce olun, binlerce olun, onbinlerce.
Daha çok olun, daha çok olun,
yapraklar kadar, balıklar kadar çok olun.
Bu dünya ne tek tek yaşamakta,
bu dünya ne rakının, ne şarabın içinde,
bu dünya ne parada, ne pulda,
ne kalleşlikte, ne zulümde.
Bu dünya aşkın içinde, alın terinde.
Çok olun, çocuklar, çok olun,
el ele verin, çocuklar, el ele,
yaşayın dünyayı doya doya,
açın kapıları, camları güneşe,
ne yeise kapılın, ne korkuya,
çok olun, çocuklar, çok olun,
el ele verin, çocuklar, el ele.
Mutlu olmak varken bu dünyada,
geceler geldi dayandı kapımıza,
olduk acımızla sarmaş dolaş,
bekledik düşümüzle koyun koyuna.
Çok olun, çocuklar, çok olun,
yapraklar kadar, balıklar kadar çok olun,
el ele verin, çocuklar, el ele,
bütün gündüzler sizin olsun,
yaşayın dünyayı doya doya.
Çocuklar, çiçekleri umudumuzun.
A. Kadir
Bazen güvenilmez olmayı özlüyorum.
Bir kül tablası;karlı bir havada cam kenarında,
Buğulanır tüm hayat,sisten yoğun dumandan renksiz,sönmekte olan sigara bilir ya birikecek içinde,küllüğün tam kalbini dağlar son nefesinde…
Birlikte bir barda oturalım,içelim,ben gene sigara içmediğim için cam kenarında falan oturayım,sen gene kocaman çakmak taşı (şu tabanca gibi olan çakmaklar var ya mutfakta kullanılanlar,adam kalk gidelim demesinler diye onu taşıyor.) Metafordan metafora coşalım kardeşim...
benim çektiğim fotoğrafların en güzelleri... hepsini ulaştırmalıyım sana :) aksi halde böyle olmayacak...
:)
ösür dilesem .((
dökülüyorum. dökülüyorum. dökülüyorum.
toplayalım mı?
Canımmm,
Hangisi daha acımasız diye sorsaydın keşke , o zaman belki bir yanıta yaklaşabilirdim...
Şimdi...
Ancak bir soruyla yanıt verebilirim... Ya da denerim:
Tanrı kaldıramayacağı bir kaya yaratabilir mi?
-Yaratır ve kaldırır-
mı?..
Kapitalizm Tanrı'nın işlerinin çığrından çıkması mı?
- mı?
- mi?..
kuzum beni buralarda özlemiş meğer.. ah bileydim gelmez miydim yazmaz mıydım..?
bundan sonra ihmal etmeyeceğim söz söz söz... yanıma geldiğinde de doyamıyorum ki canım ben sana.. çalışırken ilgilenemiyorum da... :(
uzun uzun özledim ben seni... şöyle muhabbetin dibine vuralım bir gün... iki gün göremedim yine gitmişsin.. özgür sevinsin.. :) gelirken onu da getir :))))
Aşkı anılar besliyor düşler kadar
Bu yüzden diyorum ki aşk eskidikçe aşktır
Sevgi eskidikçe sevgi.
Her şey biliyor, her şey
Sen biliyor musun bakalım
Seni nice sevdiğimi?
Üstüne titrediğimi?
Cemal Süreya
geldiğimi?
gittiğimi?
hadi!
"bana bir varmış de,
bir varmış, bir yokmuş
deme! içime dokunuyor."
can yücel
KUŞATMA
Bir gün akıp gitmeye her yerim
Suyundan içmeyle alışık.
Gitmek! yazmışım defterime çoktan
Rıhtımlar, güz halatları, daha bir sürü şey
Şuramda darmadağınık.
Vişneler, atlar, yıldızlar
Yıldızlar, sık ağaçlar, kasaba lokantaları
Yıllarca duran sözler yenisi konuşulmadık.
Oteller, oteller, o bakımsız suçluluğum benim
Geçmem kapınızdan bile artık.
Doğasın, bir sen beklersin beni, bilirim
Sesimi, düşlerimi, kırık parmaklarımı
Var başka neyimse onları artık.
Doğasın sen, doğasın, yarat beni yeniden
Ey yalnızlığımı kuşatan yalnızlık.
EDİP CANSEVER
Bir Araya
eşit olmadığı
söylenir insanların
aynı boyda olmayan
beş parmağı gibi bir elin
oysa uzanır
nice yorgun
emekçinin dudağı
su dolu avucuma
elimin
eşit olmayan
beş parmağını
getirince biraraya
Sunay Akın
yooooooooo sathoş değilim çokk sıkıcıı çookk çok sıkıcı bıkıyorum kendimdeeeeeeeeeeeen moruk
Hayat;
Bilinmeyenlerin çokluğunda,
Çengeli mazi ve müstakbele takılı,
Ve sonsuz buhranlarla yargılı,
Üç sorulu bir bulmacaymış.
Ve çözen, çözdüğü kadar varmış.
.........................Soldan sağa bir.
“Suç ve ceza”
Hayat;
Ne Dostoyevski romanına sığacak kadar küçük,
Ne kardeş kanı içen Adem’in oğlu kadar asiydi
Hayat;
Demir parmaklıklardan sızan güneş kadar asildi.
Şimdi bırakın desem tüm güneşleri,
Mavilerim üşümese, mabedinde gönlümün
Küsmese avluya mahpus sarı laleler.
Sövmese demir kapı ardından gelip geçenler.
İşte bu benim dese aynadaki yüz,
Aldırmadan ağaran saçlarına,sararan tenine
Sussam aynadaki ben konuşur mu benimle?
Okşar mı saçlarımı morarmış elleri.
Ya da ben silebilir miyim ıslanan gözlerini?
........................Soldan sağa iki;
Suçluların suçsuzlanarak paklandığı yer?
Belki cennet kadar eski, cehennem kadar gerçek
Belki su kadar ıslak belki düş kadar yalanmış hayat
.
Oysa:
Islak terliklerin aynasıdır soğuk,
Ve demirden mızraktır parmaklıklar.
Hırçın bir yarasadır gecenin koynunda “düşünce”
Ya da tırnaklanmış bir duvardır zemheride “düşünce”
Us boğuk, ısırır gölgemi asi karanlıklar
Hangi gecenin sonrası sabah,
Hangi sabahın düşünde aydınlıklar.
Suçlarım bir sancı düşürürken dilime
Açan bir gül kokusu girer mi yüreğime?
Issız bir konukluktur şu kahpe koridor,
Ömrümden ömrüme saklı kaldı anafor
Voltasına bir türkü düşer Antep’li Hasan’ın
Ağır ağır hasret kokar adımları,
Elinde ne Dostoyevski romanı,
Ne Kabil’den kalma günah
İlk figürde boynu bükük kaldı o semah.
Ne çare;
Aynı yerinde ,aynı çentik bahçedeki asmanın.
Neylersin ki
Ve her gece koynunda yeri sıcak kaldı, karabasanın.
Artık geriden bir annem
Ve ninnisidir haykıran
Ve bir gözü yaşlı çocuktur hep içimde bağıran.
......................Soldan sağa üç
-Özgürlüğün şafak vakti?-
-Hayat ve sen-
Ve dar zamanlar, dar düşünceler.
Dilim suskunken nöbetlerin seherinde,
Sana üç cümle kurdum anne,
Üç cümle, üçüde hep aynı hecede.
Şimdi;
Geriye dönsen bir bıçağın ucunda kalır kan,
Gömleğimde o pıhtı eyvahtan kalan.
Söylenesi kaç söz kaldı süpürülmüş o voltada
Tertemiz bir sabırdan gayrı,
Kehribar bir tespihin boynunda.
Oysa dedin ya
İnsanın bekçisi; Kendinin gölgesidir
Ve hayat;
Git ve gel iki adım,
Bir biri üstüne hükümran oldu kararım.
Bu gece hüzne dokunmasın beynimde gezen cüceler.
En uzun halini kuşansın varsın tümceler.
-Hayat ve sen-
Anne kim demiş;
Mapushanelere doğmaz diye güneş
Yalamaz diye demir parmaklıkları sevda.
Ağlamaz diye kırmızı tuğlalar.
Çatlamış beton, akıtan oluklar.
Sen mi dedin gardiyan.... Sen mi dedin!
Bırak beni gardiyan... Bırak beni gardiyan!
Suçuma pusu kurmadı gözlerimden doğan.
Hayat;
Bilinmeyenlerin çokluğunda,
Çengeli mazi ve müstakbele takılı,
Ve sonsuz buhranlarla yargılı,
Üç sorulu bir bulmacaymış.
Ve çözen, çözdüğü kadar varmış.
özledim çok özledim gelişine bel bağladım yandım aşkın ugruna efkar bastı ağladım...
oy oy oyyyy
ben geldim istanbullara, sen nerelerdesin ki .. alaydım yol üzerinden seni de ankaralardan.. getireydim buralara.. belki de geldin kuzucum..
tez zamanda hasret gidermek üzere o zaman... :)
renklerde yaşamak seninle
diyelim ki mavide
gökyüzünün denizle buluştuğu çizgide
türkülerde yaşamak onunla
diyelim ki semahta
sazın sözle dönmeye başladığı anda
ölümlerde yaşamak sizlerle
diyelim ki sivas'ta
ışığın ateşle göz göze geldiği anda
Ve dünya alışkanlıktan değil, sevgiyle mutluluktan dönsün...
dünya barış we eşitlikle dönsün herkes farklı herkes eşit ne de olsa
ilk gözagrımsın bunu unutmaa dierlerinin haberi olmasın sus suss
erenimm bugünde sevındım göğe baktım bı baktım yanımda bıtıvermısın sonra ıkımız olduk baktıkca güçelnıyoruzz=))
of babişim off..
noldu canım benim
Eski yaralar acır
soğuklarda.
acılara gömüp yüzümüzün aksini
durvarda bir resim koyup gittiler
ayak seslerinden tanırdık sizi
kapımıza hüzün asıp gittiler....
çok seviom seni çokk
bende seni seviyom napcaaz şimdi polise haber verelim mi?
Sıkı dur kendini nihayete erteleyen susuzluğum.seni koklamaya geliyorum, yüreğime daha darılmadan.biliyorum dargınlık yürüyüşü benimki.olsun varsın.gölgemin gölgesinde tüneyen bir çocuğun hatırasına sahip çıkmalıyım.yazgının sökün ettiği mucizelerin tükendiği bu agorada o puslu pembeliğe sahip çıkmalıyım.çoktan ödenmiş bir borcun kendisine alacaklı olmaya başladığım dünlerden beri razı değilim gözlerime.yağıyor bir beşik adını heceleye heceleye.bir aklık sürekli kendine sarılıyor sevgiyle.büründüğüm tutsaklık uzanıp kıvrılıyor onun yanıbaşına.ey her emdiğim anda bulduğum sevinç şimdi soyunup bir bir senin üryanlığını sarınıyorum.baharcı kuşların cıvıltısı bile mustarip bir avazdır bizim kucaklaşmamıza.rüyalar taşınmazmış masallarla uyutulan körpenin büyüyen bakışlarına .ölsün varsın.bir kuruyan katılma yekiniyorsa halen daha gövdede ne yazar. (bir bebe katılır ağladığıma bellim belirsizim). yağmur kürüyorsa zamandan adamlarımı benim terkisimde güneşimle dünüme doğmaya hakkım yok mu? Ah yağmur ne olurdu gözlerimi kıskanmasan... uyuyacak ve denız olacak kuzuma=)
canım benim teşekür ederim :)ikimizde sevinebiliriz birgün uzun uzun göğe bakalım...
yıldızlara bakmak
Dalga kıyıları değiştirir,ırmak kayaları,dere taşları belki biraz böyle bir su olmalı...
su olupp aptalları boğmalı
bencede :)
o snece değil bencee
dammaaam da ne bağırıyon kulağımın dibin de :))
nasılsın ?
eksik..ya sen?
bende....
çözüm ??
görüşürüz ...
bilmem bi çözümüm yok eksiklik bir ömürlük...ortalığı velveleye vermeden sessizce bitmesini bekleyeceğiz adına ömür denilen bize verilen sürenin
saçmala tupacameni ne sessizliği yaa bu na boyun mu eğicez mutsuzuz ewet peki buna alışmak neden anlamı yok
hayır gönder butonu çıkmıyodu...
şu allann işine bak :p
"değişmem, ağustosböceği adlı rıhtımda, serpilen sıcacık ben,
ister dolsun ay ışığı içime, sen gibi, ister yıldızlar gözlerinle.
deyin ki �sevişip öldüler� ve �yalın hallerine döndüler"
yukarıya yazı yazamadım :/
neden tenbracım yukarda allah var diye mi?
goshin kaikan sanatının güzel neferi!!! bana da osmanlı tokadı atar mısın bir gün?
güzel dostum,güzel kardeşim bilmez misin şiddet çok çirkin birşeydir.senin o güzel yüreğinde bilmezse bunu kim bilecek ki?sana osamanlı tokatı atmak yerine bir osmanlı nasihatında bulunayım.lala mustafa paşanın da dediği gibi:kara basma iz olur güzel sevme söz olur.
yine her zamanki gibi çoook haklısın.
namazdan sonra da fatih terim'in durumu üzerine yoğunlaşsak daha faydalı olacağı kanaatindeyim.
Önce kumun üzerine kurdum, sonra kayanın.
Hiçbir şeyin üzerine kurmadım artık
çökünce kaya.
Sonra yeniden kurdum sık sık
kum ve kayanın üzerine.
Öğrenmiştim ama.
Kendilerine güvenip de mektubu verdiklerim
çöpe attılar onu.
Ama hiç önemsemediklerim
bulup geri getirdiler bana.
Öğrendim böylece.
Yapılmadı buyurduklarım.
Gelince gördüm ki
yanlışmış.
Yapılmıştı doğru olan.
Bir şey öğrendim bundan da.
Eski yaralar acır
soğuklarda.
Ben sık sık şöyle derim ama:
Yalnız mezarın hiçbir şeyi olmayacak
bana öğretecek.
BERTOLT BRECHT
erenimmmmmmmmmm yakısıklımmmmmmm...ballı çöregim erkege bak be heyttt aslanım koçum benimmmmmmmmmm.
tutmayacaksın değil mi elimden? kandırıyorsun beni?
önce hayattı bir yerlerinden tutmamız gerekiyor kardeşim.geçi ne zaman böyle birşeye kalkışsak mahrem yerleri geliyo elimize.
Acının Duvarı Asılınca
Kendisi çatlamadan
Toprağı çatlatamaz tohum
Aşmışım sınırını mutsuzluğun
Ayrımsayamıyorum bile öyle mutsuzum
Acısını artık duyamıyorum
Ki kendim öyle bir acı olmuşum
Nasıl görmezse göz kendini
Kendimi arıyor bulamıyorum
kendisi çok samimi arkadaşımdır ..yolda görünce falan selamlaşırız o derece yani .. çok ciddiyim
selam neki geçen karşılaşmamızda öpüp sarıldım bile sana...nankör
evet heyecandan onu yazamamış olabilirim allam canım arkadaşım benim ... hatta buluşup tekrar sarılmalıyız falan..kanka oluruz kesin yakında
birgün belki içeriz bile düşünsene ankaramın deniz görmeyen yerlerinde
ankaraya sokayım adamım feci darlandım zaten bi içki ii gelebilir evet :) sonra nüfusunada geçir beni..evlatlık edin ne biliim :/
boşver canım benim ne nüfusu gerekirse nikahıma bile alırım..hem nikah çıkışı nikah memurunu da döveriz ona yetki veren belediye başkanınıda
Belki yarın gidecek
Bir anı gelecek bir başka anının yerine.
İnsan bazan ağlamaz mı bakıp bakıp kendine.
(cansever edip)
insan er geç özüne dönecektir değil mi? nereye kadar kapitalizm!!!
ya ben..nasıl özledim..çok..